Baba olduktan sonra göreceksiniz ki, kendi mutluluğunuzdan çok, çocuğunuzun mutluluğu ile mutlu olabilirsiniz.
Kızımın Fotoğrafları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kızımın Fotoğrafları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
26.07.2012
2.04.2012
Osmanlı'da Çocuk Terbiyesi
Batılı yazarlardan M. de Thevenot, biraz da yadırgayarak bu özgüveni dile getiriyor:
“...Türklerin kusurlarına gelince, son derece azametli, boylu-poslu oldukları için, kendilerini bütün milletlerden üstün tutarlar ve kendilerini yeryüzünün en cesur insanları sayarlar. Dünyayı kendileri için yaratılmış sanırlar. Bundan dolayı da bütün diğer milletleri ve özellikle kendi dinlerinden olmayan Hıristiyan ve Yahudi milletleri toptan küçük görürler.”
Bu yaklaşım, Thevenot’un sandığı gibi “öteki”leri “küçük görmek” değildi elbet, kendini “olduğu gibi” görmekti.
Şimdiki dilde buna “özgüven” diyorlar.
Yani Osmanlı insanı dinine, milliyetine, milletine ve devletine inanıyor, bunlara inandığı için de kendine güveniyordu.
Yılmaz ve yıkılmaz olduğunu düşünüyordu.
Çocuklarını da bu öğreti ile yetiştiriyordu.
Sonuç olarak aile, mektep-muallim ve çevre el ele, Murad, Selim, Süleyman, Sinan gibi “cevher insan”a ulaşıyorlardı.
Tamamı
Tamamı
16.03.2012
Dindar Bir Nesil Yetiştirmek
Namaz kılarken olduğu kadar çalışıp kazanırken, üretim ve yatırım yaparken de Allah'a ve Ümmet'e karşı sorumluluklarının bilincinde bir dindar bireyden mi söz edeceğiz, yoksa bireysel dinî mükellefiyetlerinde müslüman, ekonomik, siyasî vb. alan söz konusu olduğunda seküler ve makyavelist bireyden mi?
İçinde yaşadığımız dünyaya el'an verilmiş nizamat doğrultusunda, onunla uyum içinde yaşamaya şartlanmış birey mi söz konusu olan, yoksa bu topraklarda yaşıyor olmanın tarihî-ontolojik anlamını müdrik birey mi hedeflenecek?
Küresel kapitalist sistemin dişlilerine yağ olmayı "yeni dünya düzeninin gereği" olarak amentü gibi ezberleyip tekrar eden birey mi, yoksa adalet üzere dönen bir dünya için bugünden elli yıl, yüz yıl ötesini hedefleyerek yola çıkar birey mi?
Esas mesele bu soruların cevabında düğümleniyor.
İmam-Hatip liseleri için, kesintisiz uygulamasının ortadan kalkması için, Kur'an kursları için... mücadele refleksiyle hareket eden mütedeyyin insanlar bakımından, bu alanlarda mevcut adaletsizlikler giderildiği zaman her şey yoluna girmiş mi olacak?
İmam-Hatip liselerinde, hatta ilahiyat fakültelerinde çocuklarımıza nasıl bir dindarlığın öğretileceği konusunda bir fikrimiz yoksa, refleksif olarak hassasiyet gösterdiğimiz bu alanlarda elde edilecek kazanım, gerçek anlamda "kazanım" olarak değerlendirilebilir mi?
Çocuklarımıza, gelecek nesillere gösterdiğimiz hedefin büyüklüğü, bugün attığımız adımın değerini ifade edecektir. Sahabe, Medine etrafına hendek kazarken kıramadıkları bir kayayı gösterdiklerinde, evet tam da öyle bir zorlu anda Efendimiz (s.a.v), kayaya vurduğu balyozun çıkardığı kıvılcımda 800 sene sonrasını işaret ediyordu ümmetine, “Konstantiniyye’nin fethini görüyorum” buyurduğunda…
28.02.2012
Yeğen
Kıymetli bir blog arkadaşımın yazısından beğendiğim sözlerini birkaçını burada paylaşıyorum tamamını okumak isteyenler buyursun Tıklasın
Ayaklarınızın altında cennet olduğu söylenmişse size, heyecandan, panikten ve "nasıl etsem de hata yapmasam"ların kaygı deltalarınıza taşıdığı bereketli alüvyonlardan ötürü asla ustalaşamazmışsınız gibi geliyor bana. Ol sebepten "annelik", kıyamete değin profesyonel bir ruhla amatörce yapılmaya mecbur -ve mahkûm!- mesleklerden.
....
Anne oldum. Aslında adaletli olmak gerekirse ben, sadece "yavruladım" diyebilirim bu aşamada. "Anne Olma"nın çok daha uzun ve meşakkatli bir yolculuk olduğuna ve her yavrulayanın (!) anne olamayacağına inananlardanım.
5.04.2009
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

