30.05.2008

Pepino



Pepino Bir çalı türünün meyvesidir. Bu meyveye ''armut kavunu'' 'da denir. Güney Amerika ya özgüdür. Görünümü ve tadı kavuna benzer. Bazı çeşitleri ağızda sabunumsu bir tat bırakır.Alıntı

Pepino Nedir?

Ana vatanı Güney Amerika ülkelerinden Peru olduğu bilinen pepino; kavun aromalı, meyve eti sulu ve ince kabuklu olup meyveleri partenokarpik oluştuğundan meyve içerisinde tohum bulunmamakta ve meyvesi tümüyle yenilebilmektedir.



Dünyada üretimi yapılan başlıca pepino çeşitleri Schmidt, Kawi, Suma, Asca, Lincoln, Gold, Golden Litestipe, Miski, ve Comeraya’dır.Ülkemizde üretimi yapılan pepino, Miski çeşitidir.Doğal ortamda çok yıllık üretim şansına sahip olduğu halde, ekonomik anlamda tek yıllık üretim tercih edilmektedir.Meyve ağırlığı 40-50 gramdan 1300 grama kadar çıkabilmektedir. Genellikle 150-600 gram arasındadır.


Pepinonun Besin Değeri

Kabuğu soyularak tüketimi yapılan pepinonun besin içeriği aşağıdaki gibidir.
Besinin Adı Değeri

Suda çözünebilen Kuru Madde %5,6
Suda Çözülebilir Şeker 5,7 gr.

Protein %0,1-0,4
Yağ %0,1

Hemiselilöz %0,5
Titre Edilebilir Asit (Sitrik Asit) %0,04-0,10

Vitamin C 112 mg
Potasyum 111 mg

Kalsiyum 13 mg
Fosfor 13 mg

Sodyum 2,6 mg
Magnezyum 3,1 mg

Klor 1,1 mg





Pepinonun Tüketimi

Pepinonun meyveleri taze olarak tüketildiği gibi dondurma ile birlikte ve karışık meyve salatalarında garnitür olarak kullanılmaktadır. Pepino bazı ülkelerde süs bitkisi olarak da değerlendirilmektedir.
Mehmet Özdemir

27.05.2008

Güzel Dua

Güzel Dua

Kâbe’yi şerif ilk görüldüğünde edilen dua red olunmaz. Kâbe’yi şerif ilk görüldüğünde yapıldığı gibi, bir mümin bir müminle karşılaştığında, yüzüne bakıp hiçbir şey düşünmeden dua ederse duası kabul olur.
En güzel dua, Selamun Aleyküm demektir. Selama da fazlasıyla cevap vermek iyi olur. Mesela (ve Aleyküm selam ve Rahmetullah) demelidir.
Selamın manası, sana dünya ve ahiret selameti diliyorum demektir. Zaten bütün mesele de bu değil mi? Fakat selam verirken düşünmeden rast gele vermemelidir. Şuurlu olarak manasını ve sünnet olduğunu düşünerek vermelidir.

18.05.2008

Bala



Çocuklar geleceğe gönderdiğimiz ve asla göremeyeceğimiz mesajlardır  

Disiplin, potansiyeli yeteneğe dönüştüren şekillendirici bir ateştir.
Roy Simth

16.05.2008

Durian


Anavatanı Malazya yarım adası olup, kokusunun biraz pırasaya benzemesine rağmen, dünyanın en lezzetli meyvesi olarak nitelendirildiğinden, uzak doğu sıcak ülkelerinde de çok geçerlidir.

Meyvenin ağacı oldukça yüksek boylu ve genç dal kabuklarının üzerleri kadife gibi yumuşaktır. Yaprakları düz ve üzerleri hafifçe tüylü olup çok bölümlüdür.Alıntı

Durian
Uzakdoğu’nun en ilginç meyvesi.
Bu meyve üstü dikenli dikkat edilmezse eli incitebilecek bir meyve. Uzakdoğu’nun en ilginç meyvesi.
Bu meyve üstü dikenli dikkat edilmezse eli incitebilecek bir meyve.

Bu meyvenin yetiştiği ağacı da gördük. Oldukça yüksek. Eğer düştüğünde altında birisi varsa kesinlikle çok tehlikeli. Nasreddin hoca eğer bu meyvesi görseydi ‘Şükür Allah’ım! Ağaçtan düşen ceviz değil de kabak olsaydı halim nice olurdu’ yerine kesinlikle ‘… duryan olsaydı’ diye tamamlardı cümlesini. Bu meyve Malezyalıların ve hatta Uzakdoğuluların en sevdiği meyve imiş.
Meyvenin en büyük özelliği berbat şekilde kokmasıymış.
Çekirdeğin etrafını saran meyvenin kıvamı erimiş peyniri andırıyor.
Kaynak
Tamamını okumak isteyen.

14.05.2008

Haydi, Duaya 4.

Allah'ı sever gibi, insanları sevmeyin, övmeyin, haddinden ziyade yüceltmeyin.

"İnsanlardan bir kısmı, Allah'tan başkasın Allah'a denk tutar ve onları Allah'ı sever gibi severler. İman edenler ise (her şeyden ve herkesten) daha ziyade Allah'ı severler.

"Keşke zalimler, azabı gördükleri zaman (anlayacakları gibi) bütün kuvvetin Allah'a ait olduğunu ve Allah'ın azabına dayanmanın zorluğunu önceden anlaya bilseler di. Bakara: 165 ayetinin tehdidine girmeyin.


İnsan eğer İslâm'a ve insanlığa hizmeti varsa herhangi bir komutanı, kahramanı, mürşidi, müceddidi sevebilir, sevmelidir. Ancak Hz. Peygamber kadar değil... Haddini bilmelidir.

İnsan Hz. Resûlüllah'ı elbette sevecektir... Ama Allah (cc) kadar değil... Her şeyin sınırında durmalı, ileri gitmemelidir...

Velhasıl nebilerin velilerin, salihlerin dualarımızın kabulüne vesile yapılmaları caiz olmakla beraber, asıl yalvarılacak ve sığınılacak makam yalnız Allah'tır...

Duanın makbulü ise bütün sebeplere yapışmak, gerekli çalışmaları ve hazırlıkları tamamlamak suretiyle yapılan fiili duadır.

Evet, bu gün dava günüdür. Bu gün dua günüdür....

Mazlumların zalimlere, müminlerin münkirlere, Milli iradenin mason sömürücülere üstün gelmesi için, fiili gayretimizi göstermek ve sorumluluklarımızı yerine getirmekle beraber, seherlerde samimiyetle dua etme günüdür.

Ve yıllardır milyonlarca mümin ve mazlum kimselerin, gönüllerinin ta derinliklerinden gelerek yaptıkları dualar mutlaka kabul görecek ve siyonizmin zulüm ve sömürü saltanatı tarihe gömülecektir. Haydi, duaya ve davaya devam edelim...

Alıntı


12.05.2008

Arkadaş

Arkadaşsız kalmak, dünyada en büyük yoksulluktur.
Alfred de Musset

Gerçek arkadaşlık iki bedende yaşayan bir ruhtur.Aristo

11.05.2008

Kivano

Kivano
Biçiminden dolayı boynuzlu kavun denir. Sarmaşık türünün meyvesidir. Afrikada Kalahari Çölünde yetişir. Dalında koparılma dönemine bağlı olarak kivi, salatalık ya da muz tadında olur.
Kivano oval 10 cm çapında ilginç görünüşlü bir meyveye sahiptir. Olgunlaştığında sarımsı portakal renkli kabuk ve kabuk üzerinde mahmuzlar (çıkıntı, boynuz) vardır. Sulu, etli meyve içinde tohumlar bulunur. Meyvesi çiğ yada meyve suyu şeklinde değerlendirilir.


Kivano iyi drenaja sahip verimli zengin topraklarda yetişir. Düzenli olarak sulama gerektirir. Tohum yoluyla yetiştirilir. Avrupa ve Amerika marketlerinde özel bir yeri vardır. Ülkemizde de büyük marketlerde yer almaya başlamıştır


10.05.2008

Helâl Olan, Helâl Yiyenlere Gelir

"Âlemde Hiç Kimse Helâl Lokma Bulamayıp Haram Yese, Biz Haram Yemeyiz"

Ebû Saîd Mîhenî’nin büyüklüğünü inkâr edenlerden biri, Ebû Saîd’in; “Âlemde hiç kimse helâl lokma bulamayıp haram yese, biz haram yemeyiz.” sözünü duymuştu. Kendisini imtihan etmek istedi.

Helâl para ile bir oğlak satın aldı. Haram para ile de, birincisine çok benzeyen başka bir oğlak aldı. Bunları kızarttırıp, hizmetçisi ile Ebû Saîd’e gönderdi. Kendisi de önden gidip, onların bulunduğu yerde oturdu. Hizmetçi kızarmış oğlakları getirirken karşısına iki sarhoş çıkıp, haram para ile alınan oğlağın bulunduğu tepsiyi alıp yediler. Hizmetçi, elinde kalan ve helâl lokma ile alınmış olan oğlağı, Ebû Saîd’in önüne koydu. Oğlakları gönderen kimse durumu öğrenip anlayınca, sarhoşlara çok kızdı. Fakat bu hâlini açıktan belli etmedi. Sonra Ebû Saîd dönerek;

“Kendini boşuna üzme! Haram olan köpeklere gider, helâl olan da helâl yiyenlere gelir.” buyurdu. O kimse çok mahcup olup hâline tövbe etti ve bu hâdiseden sonra bir daha aleyhinde bulunmadı.

8.05.2008

En Güzel Miras


Ana ve babaların çocuklarına bağışlayabilecekleri en güzel miras, günlük zamanlarından bir kaç dakikadır. (O.A. Batista)

Chokeberry, Aronia


Chokeberry, Aronia

Orijini doğu Avrupa ve Rusya. II.Dünya Savaşı'ndan önce, aronia öncelikle, sus bitkisi olarak kullanılmış.Aronia, veya Chokeberry, Kuzey Amerika'ya özgüdür. Haziranda güzel beyaz çiçekler açar ve sonbaharda yaprakları parlak kırmızıya boyanır.

Dış mekan süs bitkisi değeri mükemmeldir. Hizmet ağacı olarak aynı rosaceae ailesindedir, ve onun meyvesine, benzer, ayrıca. Parlak meyveler, siyah kuşüzümünden biraz daha büyüktür, Seleksiyon sonucu yeni kültür çeşitleri üretilmiştir.(nero, Viking). Devamını Okumak İsteyen



6.05.2008

Ölmez Ağa


Ölmez Ağa

Yaklaşık 8000 yıl öncesinden bu yana dünyaya güzellik, sağlık ve lezzet pınarı olarak hizmet veriyor zeytin ve zeytinyağı. Ağır büyüyen fakat oldukça uzun yaşayan bir ağaç zeytin. Gövdesi çürümeye karşı çok dayanıklı. Üstelik de ömrünü tamamladığında köklerinden yeni bir ağaç filizleniyor.

Ona yakıştırılan " Ölmez ağa" ismi belki de bu yüzden. Bir yıl bol, bir yıl az ürün verir zeytin ağaçları. En fazla yağ içeren meyvelerden biridir. Ağırlığının yaklaşık yüzde 20-30 kadarı yağdır. Nisan-mayıs ayları arasında yeşilimsi-beyaz renkli çiçekler açan, kışın yapraklarını dökmeyen bir meyvedir. Gövdeleri çok dallı bir ağaççık olan zeytinin meyvesi önceleri yeşil, daha sonra mor ve siyah renge dönüşürler.


Zeytin; su, protein, yağ, selüloz, fosfor, kükürt, kalsiyum, klor, demir, bakır, manganez A, C ve E vitaminlerinden meydana gelir. 100 gram zeytinde 224 kalori vardır. 100 gr zeytinyağında 30 miligram E vitamini bulunur. Zeytin 700 ile 2000 yıla kadar yaşayabilen bir ağaçtır. Killi, kireçli ve su geçirebilen topraklarda iyi yetişir. Engebeli ve yamaç, fakat ılık rüzgârlı yerleri sever.

Zeytinin anavatanı Anadolu'dur
. Ege adalarından Yunanistan, İtalya, Fransa ve İspanya'ya kadar uzanmış ve buradan da Kuzey Afrika'ya geçmiştir. Yine Güney Anadolu yoluyla Suriye, Mısır ve Fas'a kadar uzanarak bütün Akd­eniz kıyılarını sarmıştır. Üçüncü bir kol olarak da Afganistan ve Pak­istan'a kadar uzanmıştır.

Lokman Oğluna Öğüt Vererek


Mahmud

Lokman Oğluna Öğüt Vererek
"Ey oğulcuğum! Allah’a eş koşma. Doğrusu şirk büyük bir zulümdür.” demişti. Ey oğulcuğum! İşlediğin bir hardal tanesi de olsa ve bir kayanın içinde veya göklerde ya da yerin derinliklerinde bulunsa, Allah onu getirip ortaya kor. Doğrusu Allah Latif’tir, her şeyden haberdardır. Ey oğulcuğum! Namazını kıl, iyiliği emredip kötülükten sakındır. Başına gelenlere sabret. Doğrusu bunlar, azmedilmeye değer işlerdir. Lokman, sur: 13-17


Yavuz Mirac


Ayetlerde, baba-evlat arasındaki hitap tarzının hepsinde bir şey dikkat çekicidir. Bu ayetlerde daima “Yâ Büneyye! ” kelimesi kullanılmıştır. Bunun dilimizdeki karşılığı ise, “Ey oğulcuğum/Yavrucuğum” demektir. Ayetlerde yer alan bu ortak ifadede, baba-evlat ilişkilerinde olması gereken sevgi ve şefkat ortamına dikkat çekildiğini söyleyebiliriz.
Evlatlar güle, büyükler bahçıvana benzer. Gül, bahçıvanın elinde canlanır, hayat bulur.

4.05.2008

Kahve Yasaklanmıştı

Kahve Yasaklanmıştı!
Mekke'den Kahire'ye yayılan kahve bol bol içiliyordu. 1532 yılında bu şehrin ünlü din bilgini Ahmet Sunbati kahvenin haram olduğuna dair fetva verdi.

Öğrencilerini tahrik eden bu fetva üzerine, kahvehaneler basıldı, kahve içenlere karşı bir kızgınlık baş göstermişti. Karşı görüşte olan din adamları, kahve içenlere karşı takınılan tavrı kınadılar. Kahve yüzünden din bilginlerinin arası gerginleşti. Sonunda, Kadı Mahmut İlyas Hanefi birçok âlimlerin bu konudaki görüşlerini aldı. Bunları özleştirerek, kahveyi mubah ilan ederek, içilebileceğini bildirdi.

Memluk Sultanı Kansu Gavri tarafından, 1511 yılında Mekke inzibat amirliğine tayin edilen Hair Bey, fıkıh âlimlerini bir araya toplayarak kahvenin haram olduğuna dair fetva aldırmıştı. Ancak, Mekke Müftüsü buna katılmamak cesaretini gösterdi. Hair Bey ise, fetvaya dayanarak kahvenin içilmesini ve satılmasını yasak etmiş, satıcıları cezalara çarptırmıştı.

Fakat Sultan Kansu Gavri'nin çıkardığı bir emirnamede, kahvenin mutlak olarak haram sayılmaması tiryakilerin gönlünü rahatlattı.

Kahve Papa tarafından da kendi din görüşlerine aykırı bulunmuştu. Ayrıca Marsilya'ya 17. asır ortalarında giren kahve, evvela Ait Fakiltei'nin doktorları tarafından sağlık yönünden yasaklanarak kahveye karşı çıktılar.

İlk zamanlarda İngiltere'de kral da kahveleri kapattı. Prusya Kralı Büyük Frederik, 1732 yılında ülkesinde kahveyi yasakladı.

Kahve, ilk defa Osmanlılarda Kanuni Sultan Süleyman devrinde yasaklandı. İkinci kez yasaklanışı, Sultan Murat III devrine rastlar. Bu yasak da uzun sürmedi. Karşı koyan din bilginleri ile kalem sahiplerinin ricası üzerine padişah 1587 yılında kahve yasağını kaldırdı. Galatalı Meşhure adlı eserin yazarı Halid Efendi'ye göre, kahve yasağının kaldırılmasına Şeyhülislam Bostanzade fetva verdi.

Kahve, Sultan Ahmet I zamanında (1606–1611) yılları arasında üçüncü defa yasaklandı. Kahvenin son defa yasaklanması ise Sultan IV Murat zamanında olmuştur. 1633 yılında kahveyle birlikte tütün de yasaklandı. Gerekçe olarak
İstanbul'daki büyük yangınlara kahvehanelerin sebep olması gösterildi. Avcı Sultan Mehmet IV kahvenin serbestliğini sağladı.

Kahve'nin yasaklanmasında yukarıda değindiğimiz değişik sebepler rol oynamıştır. Ancak kahvelerin kapatılmasında tembelliği arttırması ve camilere devamı azaltmasının asıl sebepler olduğu görüşü dile getirilmiştir.Alıntı

2.05.2008

Güzel Edep

Peygamberimiz s.a.v.
* 'Hiçbir baba evladına güzel edepten daha üstün bir bağışta bulunamaz' buyurarak çocuğumuzun dört başı mamur yetiştirildiği takdirde, anlam bulabileceğini ifade etmiştir.
Diğer bir hadis-i şeriflerinde Peygamberimiz s.a.v.
* 'çocuklarınıza ve aile halkınıza hayır öğretin ve onları edepli yetiştirin'. Buyurarak bilhassa aile reisi babayı ev halkının eğitiminden mesul tutmuştur.

Bunlarda İlginizi Çekebilir

Blog Widget by LinkWithin